Hukuk kurum ve kurallarının tüm yurttaşlarca ulaşılabilir ve öğr...

 
Klavyenizin tuşlarında gezinen parmaklarınızdaki gücü hissediyor...

 
(4320 SAYILI AİLE’NİN KORUNMASINA DAİR YASA) A...

 
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyeleri Hukuk ve Hu...

 
TÜRK MEDENÎ KANUNU (T ı k l a y ı n ı z !) ...

 
T T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTES...

 
Sayın Müvekkillerimiz E-Danışmanlık ücretinizi aşağıdaki hesap...

 
ANKET:
Bankalar tarafından kredi kartlarına uygulanan gecikme (temerrüd) faiz oranları sizce düşürülmeli midir?
Evet Hayır


%93.9385 Evet
%6.0615 Hayir

Toplam Oy Sayisi : 3349

ADLİYE KORİDORLARI

Nasıl Bir Adliye? -AV. MEHMET ÖZÇELİK- (07/01/2002)
Klavyenizin tuşlarında gezinen parmaklarınızdaki gücü hissediyor musunuz? Ya elinizin altında oynaştırdığınız farenizin gücünü? Her dokunuşunuzla yepyeni bilgilere ulaşıyorsunuz. Dokunun! Hareket ettirin! Gelsin bilgiler; gelsin sesler, müzikler, görüntüler. İnsanlığın milyonlarca yılda oluşturduğu bilgi ve teknolojiyi, her dakika katlanarak artan bir hızla parmaklarınızın altına, gözlerinizin önüne getirebilmek olanağınız var. "TIK"layın yeter.

Peki!... Adalete de aynı hızla ulaşabiliyor musunuz? "TIK"layarak dava açabiliyor musunuz? Hukuksal sorunlarınızın çözümünü "TIK"layarak elde edebiliyor musunuz? Avukata vereceğiniz bir davanın ilk duruşması ne zaman yapılacaktır? Avukat bunu ne kadar hızlandırabilir?

İstanbul'da kaç yerde ve kaç tane adliye var biliyor musunuz? Yargıtay'daki dosyanız ne zaman incelenebilir? Şu malum davanızın ne zaman kesin olarak karara çıkacağını hemen şimdi "TIK"layarak öğrenemez misiniz?

Avukatınız yargıca derhal ulaşamaz mı? Davanızın kanıtlarını, gereken belge ve bilgileri, "TIK"layarak toplayıp yarıcın önüne tıklayarak ulaştıramaz mı? Kararı da hemen alamaz mı?

Siz! İstediğiniz bütün bu ve benzeri çözümleri, bilgileri hemen şimdi elde edemez misiniz? Teknolojik imkansızlık mı var? Yoksa, Mustafa Kemal'in eski hukukçular için kullandığı "köhnemiş düşünceli hukukçular" gibi bir türlü geleceği ve hatta "şimdi"yi göremeyen; geçmişte takılıp kalan yargılama süjeleri mi engel yaratıyor?

Hızlanalım! Hızımızı artıralım! Nasıl mı?

Bilgi ve iletişim çağının gereklerini yapmaya başlayalım. Adliye koridorları değil, adalet sitelerini yaratalım önce.

Ne demek “Adalet siteleri”?

Artık biliyoruz ki; adaleti, eşitliği, özgürlüğü gerçekleştiremeyen toplumlar, sosyal ve siyasal varlıklarını sürdüremiyorlar. Bunları belli ölçeklerde gerçekleştiremeyenler ise, gelişimlerini sürdüremiyor.

Kişiler, kurumlar, bireyler ya da topluluklar arası uyuşmazlıkların çözümünü üretmek; her hangi bir nedenle bozulan hukuk düzenini; uygulandığında, adaletin ve hukuk düzeninin yeniden sağlanacağı kararlarıyla kurma işlevi yargı kurumuna verilmiştir.

Yani?... İşlevini tam olarak yapan bir yargı kurumu, her toplumun varlığını sürdürebilmesi ve geliştirebilmesinin temel koşulu. Yani ekmek kadar elzem. Su gibi bir ihtiyaç.

Canımız, yaşamımız, malvarlığımız, özgürlüklerimiz, her şeyimiz... Evet her şeyimiz yargının vereceği bir kararla son bulabilir.

Yargının, bozulan adaleti yeniden tesis edebilecek etkinlikte ve bilimsel gerçekliğe dayalı kararlar üretebilmesinin olmazsa olmaz koşulları işte bu noktada karşımıza çıkıyor:

a) Yargılama süjelerinin (avukatın, savcının, yargıcın) ve yargı çalışanlarının, insanlık tarihinin bilgi ve becerilerini özümsemiş; hukukun üstünlüğü ilkesini, insan hak ve özgürlükleri bağlamında korumayı evrensel değer ve onur olarak içselleştirmiş bireylerden oluşması gerekiyor.

b)Yargılama tesislerinin en son teknolojik araç ve gereçlerle donanımlı olması gerekiyor.

İşte bizim yazımızın konusu da bu ikinci madde içinde yer alıyor. Günümüzün iletişim teknolojilerinden, bilgi, belge, kanıt, veri ve her türlü yargısal olgunun hızla toplanabilmesini sağlayacak araç ve gereçle donanmış tesislere ihtiyaç var.

Evet ama nasıl? Zor ama olanaksız değil. Bedeli var. Ama, kaybettiklerimizin ve şu anda kaybetmekte olduklarımızın yanında bedel bile değil.

Bireyimizin, yurttaşımızın ve giderek toplumumuzun yaşamsal varlığı, tümden yok olma tehlikesi içindedir. “Yakın tehlike” değil bu. İçinde olduğumuz, varlığımızı her gün biraz daha tüketen bir olgudur sözünü ettiğimiz. O nedenle, çözüm ertelenemeyecek acillikte.

Bu saptamamızı yaptıktan sonra büyük kentlerimizden başlayarak somut çözüm önerileri getirelim:

Adalet Siteleri:

- Metropol kentlere adliye binaları değil, adalet siteleri yapalım.

- Bu sitelerdeki yargılama binalarının her türlü araç ve gerecini bilgi ve iletişim çağının gerektirdiği tüm olanaklarla donatalım; yenilikleri sürekli güncelleyelim.

- Tüm ulusal ve uluslar arası hukuksal ve idari mevzuatı, kaynakları, içtihatları, makale ve diğer bilgileri hızla alabilecek ve yabancı dilde yazılı olanları anında Türkçe’ye çevirerek hizmete sunacak bilgisayar ve internet kurumları oluşturalım.

- Bu sitelerde binlerce araç için oto park yerleri,

- Avukat , savcı ve yargıç konutları,

- Avukatlık büroları,

- Dinlenme salonları,

- Spor salonları,

- Havuzlar,

- Meslek içi eğitimi süreklileştirecek eğitim merkezleri,

- Hukuk fakülteleriyle eşgüdümlü çalışacak yargıç, savcı, avukat staj eğitim merkezleri,

- Lokantalar,

- Çeviri kurumları,

- Adalet Bakanlığı temsilciliği (denetleyen değil, ihtiyaçları anında karşılayan),

- Uluslararası hakem kuruluşlarının çalışabileceği çalışma alanları,

- Bankalar,

- Adli kolluk kuvvetleri,

- Ve gerekli diğer kurum, araç ve gereçleri bu Adalet Sitelerinde oluşturalım.

Kaynak nereden bulacağız? Projenin kaynağı kendi içinde zaten. Çeviri merkezlerini,elektronik kütüphaneleri (ulusal ve uluslar arası hukuksal ve idari mevzuatı, kaynakları, içtihatları, makale ve diğer bilgileri hızla alabilecek ve iletebilecek bilgi iletişim sistemlerini), oto park yerlerini, konutları, avukatlık bürolarını, dinlenme salonlarını, spor salonlarını, havuzları, lokantaları, uluslararası hakem kuruluşlarının çalışabileceği çalışma alanlarını, bankaları vb. kurum ve tesisleri özel işletmeler proje aşamasında satın alacaktır. Bu kaynakla da proje uygulanacaktır.

Toplumun sesini duyuyor musunuz: "Adalet! Seni istiyoruz. Adalet seni bekliyoruz!"

Adalet Sitelerini kendimizin, bireyin, yurttaşın, toplumun, tüm insanlığın can, mal hak ve özgürlüklerinin güvencesini oluşturmak üzere bir alt yapı aracı olarak istiyoruz.

Biliyoruz ki; adliye koridorlarında can, mal, yaşam ve özgürlükler sona erdirilebilir. Biliyoruz ki adalet katledilebilir de, geliştirilerek sürdürülebilir de... Biliyoruz ki; adaletin en hassas dengesiyle kurulabilmesi için gerekli kurum ve kuruluşları oluşturabilen toplumlar ancak varlıklarını sürdürebilir ve gelişebilirler.